|
MATEMATIK TARIHI:
1.ANLATIM: Matematik
insanlik tarihinin en eski
bilimlerinden biridir. Çok eskiden,
Matematik sayilarin ve sekillerin
ilmi olarak tanimlanirdi. Matematik
de, diger bilim dallari gibi, geçen
zaman içinde büyük bir gelisme
gösterdi; artik onu bir kaç cümle
ile tanimlamak mümkün degildir..
Matematik bir yönüyle, resim ve
müzik gibi bir sanattir.
Matematikçilerin büyük çogunlugu onu
bir sanat olarak icra ederler. Bu
açidan bakinca, yapilan bir isin,
gelistirilen bir teorinin, matematik
disinda su ya da bu ise yaramasi
onlari pek ilgilendirmez. Onlar için
önemli olan, yapilan isin derinligi,
kullanilan yöntemlerin yeniligi,
estetik degeri ve matematigin kendi
içinde bir ise yaramasidir.
Matematik, baska bir yönüyle, bir
dildir. Eger bilimin gayesi evreni;
evrende olan her seyi anlamak,
onlara hükmetmek ve yönlendirmek
ise, bunun için tabiatin kitabini
okuyabilmemiz gerekir. Tabiatin
kitabi ise, Gaile’nin çok aktif alan
sözleri ile, matematik dilinde
yazilmistir; onun harfleri
geometrinin sekilleridir. Bunlari
anlamak ve yorumlayabilmek için
matematik dilini bilmemiz gerekir.
Matematik, baska bir yönüyle de
satranç gibi entelektüel bir
oyundur. Kimi matematikçiler de ona
bir oyun gözüyle bakarlar.
Matematik, kullanicisi için ise
sadece bir araçtir ; ya da
yaptiklarini ifade edebildikleri bir
dildir.
Matematigin ne oldugunu, onun içine
girdikten sonra, bilgimiz ölçüsünde
ve ilgimiz yönünde, anlar ve
algilariz. Artik matematik her hangi
bir insan hükmedebilecegi boyutlarin
çok çok ötesindedir
Matematik sözcügü, ilk kez, M.Ö. 550
lerde, Pisagor okulu üyeleri
tarafindan kullanilmistir. Yazili
literatüre girmesi, M.Ö. 380 lerde
Platon’ la olmustur. Kelime manasi
“ögrenilmesi gereken sey”, yani,
bilgidir. Bu tarihlerden önceki
yillarda, matematik kelimesi yerine,
yer ölçümü manasina gelen, geometri
yada eski dillerde ona esdeger olan
sözcükler kullaniliyordu.
Matematigin nerede ve nasil
basladigi hakkinda da kesin bir sey
söylemek mümkün degildir. Dayanak
olarak yorum gerektiren arkeolojik
bulgulari degil de, yorum
gerektirmeyecek kadar açik yazili
belgeleri alirsak, matematigin M.Ö.
3000 –2000 yillari arasinda Misir ve
Mezopotamya’da basladigini
söyleyebiliriz. Heredot’a ( M.Ö.
485-415) göre, matematik Misir’da
baslamistir. Bildiginiz gibi, Misir
topraklarinin %97 si tarima
elverisli degildir; Misir’a hayat
veren, Nil deltasini olusturan %3
lük kisimdir. Bu nedenle, bu
topraklar son derece degerlidir.
Oysa, her sene yasanan Nil nehrinin
neden oldugu taskinlar sonuncunda,
toprak sahiplerinin arazilerinin
hudutlari belirsizlesmektedir.
Toprak sahipleri de sahip olduklari
toprakla orantili olarak vergi
ödedikleri için, her taskindan
sonra, devletin bu islerle görevli
“geometricileri” gelip, gerekli
ölçümleri yapip, toprak sahiplerine
bir önceki yilda sahip olduklari
toprak kadar toprak vermeleri
gerekmektedir. Heredot geometrinin
bu ölçüm ve hesaplarin sonucu olarak
olusmaya basladigini söylemektedir.
Matematigin dogusu hakkinda ikinci
bir görüs de, Aristo (M.Ö. 384-322)
tarafindan ileri sürülen su
görüstür. Aristo’ ya göre de
matematik Misir’da dogmustur. Ama
Nil tasmalarinin neden oldugu
ölçme-hesaplama ihtiyacindan degil,
din adamlarinin, rahiplerin can
sikintisindan dogmustur. O
tarihlerde, Misir gibi ülkelerin tek
entelektüel sinifi rahip sinifidir.
Bu sinifin geçimi halk veya devlet
tarafindan saglandigi için,
entelektüel ugrasilara verecek çok
zamanlari olmaktadir. Kendilerini
mesgul etmek için, baskalarinin
satranç, briç, go,... gibi oyunlari
icat ettikleri gibi onlar da
geometri ve aritmetigi, yani o
zamanin matematigini icat
etmislerdir.
|